Posted by: burcusezer on: Ekim 10, 2008
Yüzlerini film karelerine çok yakıştırdığımız yerli aktirstler vardır mutlaka. Onları yurtdışında herhangi bir film şirketinin yapmış olduğu filmlere yakıştıramayız. Yani rol kapasiteleri sanki sadece yerli filmlere yetiyormuş gibi algılarız… Aslında bu sinemaya at gözlükleri ile bakmak denilebilir kendi açımdan. Benim aklımda bu kıstasa uyan ilk isim kesinlikle Hülya Avşar’dır. Beni en en en çok etkileyen iki filmi; İrfan Tözüm’e ait 1989 yapımı “Fazilet” ve Orhan Aksoy’un 1990 yapımı “Hasan Boğuldu“‘dur. Bana göre Hülya Avşar’ın “Berlin in Berlin”‘i dahi solda bırakan oyunculuk sergilediğini düşünüyorum iki filmde de… “Fazilet”‘te sergilediği o kıskanç kadın tiplemesi, Alev’in olan kıskançlığını fotoğraflarını karalayarak ve hayalleri ile şizofreninin dibine vurduğu sahneleri, sosyal statünün o iki uç noktasının getirdiği ezikliği muhteşem yansıtmıştır. “Hasan Boğuldu” ise mis gibi Ege kokan bir filmdir. Apayrı kültürlere ait kadın ve erkeğin töre çıkmazına girdiği ve genç bir göçebe kızının masumluğunu, sessiz ızdırabını izlediğim andan itibaren çıkartmamıştır aklımdan. “Obanın en güzel kızı Emine ile evlenmesi için töreler gereği sırtına 40 okkalık tuz yüklenen ve o yükü belli bir yere kadar taşıması istenen Hasan’ın öyküsüdür.” Bu sebeple Hülya Avşar ne kadar medya önünde şımarık gibi gözükse de aslında işini en iyi yapan sinema sanatçısıdır.
Bende izlemiştim bu arada şeker imza şeysi ile ilgili yazdım bir yazı link mevzusu bakarsın.Link atmasın siteye diye. Öperim.
Ekim 10, 2008 11:49 am
Bu iki filmi de çok uzun zaman önce izlemiştim, yeniden izlemek icap eder…
Cmt akşamı yemek sonrası Fazilet izlenebilir derim ben